Riskli Gebelik Takibi


Çiftlerin en büyük hayali çocuk sahibi olmaktır. Bu nedenle ki fizyolojik bir süreç olan gebelik, tatlı heyecanlarla ve iyi beklentilerle başlar. Olumlu ve olumsuz tüm duygular iç içe geçerek anne ve baba adaylarına hayatları boyunca hatırlayacakları eşsiz bir deneyim sunar. 

Özellikle günümüz şartlarında bilim ve teknolojinin gelişmesi ile beraber çoğunlukla gebelikler ve doğumlar daha sorunsuz gerçekleşse de bilinmelidir ki, bütün gebelikler risk altında bulunmaktadır. Her gebelik başlı başına bir gelişim sürecidir ve tüm bu gelişim aşamalarının herhangi birinde oluşabilecek potansiyel riskleri taşımaktadır. Bu sebeple erken tanılar, öngörülü yaklaşımlar ve zamanında müdehale oluşabilecek bu olumsuz durumların önlenebilmesi açısından ciddi önem taşımaktadır.Bu sebepledir ki, gebeliğin tespitinden itibaren gebelik izlem planlarına uygun hareket etmek ve sistemli şekilde kontrolleri gerçekleştirmek ciddi olarak önem taşır. 

Genetik Sorunların Tespiti 

Hamilelik doğal bir süreç olmasına rağmen sorunsuz devam eden pek çok gebelikte durum çeşitli sebeplere bağlı olarak her an değişebilmektedir. Prenatal dönem, döllenme ile başlayan ve doğuma kadar süren evredir. Bu evre, döllenmeden sonraki ilk hücre bölünmesini, organların ve sistemlerin farklılaşmaya başladığı ardından ise organ ve sistemlerin gelişimini tamamlandığı süreci de kapsayan, doğumla son bulan dönemdir. Hamilelik sürecinde en riskli dönemlerin başında ilk 12 hafta gelmektedir. İlk 12 hafta döneminde sonlanan gebeliklerin büyük bir kısmı genetik problemlere ve kan pıhtılaşma problemlerine bağlı olarak gerçekleşmektedir. On ikinci haftanın tamamlanmasının ardından ise tüm faktörlerle beraber düşük riski de azalmaktadır. Gebeliğin 20. haftasından sonra erken doğum riski daha da düşmektedir. 

Hamileliğin başlamasından itibaren gebeliğin sağlıklı ve olumlu bir şekilde ilerleyip ilerlemediğinin değerlendirilmesinin yapılması için ilk, ikinci ve üçüncü üç aylık periyotlarda farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir. İlk üç aylık dönemde fetusun ense kalınlığı ve diğer ultrason bilgilerinin annenin yaşı ve kanındaki bazı parametrelerle karşılaştırıldığı ilk trimester taraması(ikili test) yapılmaktadır.İkili testin oluşmuş olabilecek problemleri öngörme oranı yaklaşık ortalama yüzde 80 civarındadır. İstatistiksel bir değerlendirme olan ikili test sırasında en başta Down Sendromu olmak  üzere genetik hastalıkların varlığı araştırılmaktadır. Bu dönemde ilk trimestr taraması riskli alanda olan ve gerekli görülen hamilelerde kordon villus biyopsisi (CVS) tercih edilir ve bu işlem plesanta denen bebeği besleyen yapıdan alınacak bir örnekten yapılan genetik araştırmadır.

Bu alanda ff-DNA testleri oldukça değerli bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Annenin kolundan alınan kan örneğinden elde edilen bebeğe ait genetik materyaller üzerinde yapılan çalışma ile yüzde 95 üzerinde bir doğrulukla problemler öngörülebilmektedir. 


2. üç aylık taramada ise yine ultrason bulgularının annenin yaşı ve kanındaki bazı parametrelerle karşılaştırılarak değerlendirilmesinin yapıldığı üçlü ya da dörtlü test yapılmaktadır.İkili testle mekanizmaları oldukça benzer olan bu testlerin öngörü yetenekleri de benzerdir.Bu süreç sonunda risk altındaki hamilelerde gerektiğinde fetusun etrafındaki sıvıdan örnek alınarak genetik araştırma (Amniyosentez) yapılabilir. Bu dönemde yine fetusun detaylı olarak ultrason değerlendirilmesi yapılması tavsiye edilir ve resmi raporlandırma ayağında perinatolog veya radyolog tarafından raporlandırılır ve gereği durumunda perinatoloji ile birlikte süreçler yönetilir.Bu durumlar oldukça ender olarak görülmektedir.

3. üç aylık periyotta ise fetusun büyüme patolojileri, amniyon mayi, plesanta ile ilgili ve diğer birçok parametre ile ilgili patolojik olabilecek durumların tümü araştırılabilir. Bu dönemde yine genetik değerlendirme yapılması gereken durumlarda fetusun kordonundan kan alınarak (kordosentez) genetik değerlendirme yapılabilir.

Diğer Riskli Durumlar

Gebelikte tıbbi riskleri arttıran en önemli faktörlerin başında yaş gelmektedir.Özellikle 17 yaş öncesi ve  35 yaş sonrası oluşan  gebeliklerde gebelik kaybı oranı,tansiyon problemleri ve gestasyonel diabet daha sıklıkla görülmektedir.Yine genetik anomali görülme olasılığı da artmaktadır. Yüksek kilo ile gebeliğe başlamak veya karbonhidrat tüketimine bağlı gebelikte aşırı kilo almak gebelik tansiyonunu yükseltmektedir. 

Hamile olmayan kadınlarda olabilecek tüm organ sistemleri ile ilgili rahatsızlıklar aynı hatta artmış oranlarda gebelik süreçlerinde de ortaya çıkabilir.Bunlara viral veya bakteriyel enfeksiyonlar da dahildir. Geçirilmiş operasyonlar, bu operasyonlara bağlı oluşan yapışıklıklar ve bunlara bağlı diğer estetik veya işlevsel durumlar gebeliği etkileyebilir.

Gebelikte bir diğer risk alanı plasenta ile ilgilidir.Plasenta rahim duvarına kasları eritmeyecek şekilde yapışır.Plasentanın alt bölüme yerleşerek doğum kanalı girişini kapatmasına plasenta previa  denir.Özellikle ileri gebelik haftalarında kanama nedeni olarak karşımıza çıkabilir. Plasentanın kas içine derinlemesine yapışması durumlarında plasenta ayrılmaz, ciddi kanamalarla karşılaşılabilir.

Perinatoloji Nedir?

Perinatoloji dalı risk ihtimali olan anne baba adayları ile gebelik sürecinde ve perinatal dönem dediğimiz doğum öncesi ve doğum sürecini kapsayan zaman diliminde anne ile fetusun (anne karnındaki bebek) sağlık durumuyla ilgilenen, risk taşıyan hastalara yapılacak bazı tedavileri,müdahaleleri ve uzun dönem takip seçeneklerini sunan bilim dalıdır. Perinatolog, kadın hastalıkları ve doğum doktorudur ve uzmanlığını bu alanda aldıktan sonra üst ihtisas olarak Perinatoloji yani bir diğer adıyla Riskli Gebelik Uzmanlığı eğitimini almaktadır. Riskli gebeliklerin yönetiminde bazı özel durumlarda perinatoloji tarafından yapılacak raporlandırma hizmetleri önem taşıyabilmektedir.